Arconian adlı gemiden çıkarılan dev kokain paketleri yan yana konulduğunda neredeyse 91 metrelik gemiyle aynı boyutta. Şu anda Kanarya Adaları’ndaki deniz üssünde tutulan bu sevkiyat, denizde yakalanan en büyük kokain kargosu olarak kayıtlara geçti. Bu rekor sevkiyat, Atlantik Okyanusu’ndaki kaçakçılık rotalarını ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya kokain sokma yöntemlerini değiştiren yeni bir Hollandalı-Türk ittifakının varlığına işaret ediyor.
İspanya’nın jandarma teşkilatı Guardia Civil, 1 Mayıs’ta Arconian’ı Kanarya Adaları’na yaklaşırken durdurdu. Gemi, kayıtlı olduğu Sierra Leone’nin başkenti Freetown’dan yola çıkmıştı. Çoğu Filipinli olan 23 kişilik mürettebatın tamamı tutuklandı. Aralarında beş Hollandalı ve bir Surinamlı da vardı. Mürettebatın tamamının ağır silahlı olduğu belirtildi. Plan, kokain paketlerini İspanyol adalarının açıklarındaki sulara bıraktıktan sonra paketlerin yerel narkotik kaçakçıları tarafından “narcolancha” olarak adlandırılan sürat ve balıkçı tekneleriyle toplanmasını sağlamaktı.
Sevkiyatın büyüklüğü ve Arconian’ın beyan edilen varış noktasının Bingazi olması, geminin İspanya’dan sonra Sicilya ve Yunanistan açıkları gibi popüler “drop-off” (denize bırakma) noktalarına uğrama planı ihtimalini güçlendiriyor.
The Black Sea, IrpiMedia ve RTL Nieuws’un ortak araştırması, bu dev uyuşturucu operasyonunun merkezindeki geminin, yeraltı dünyasının bilinen isimlerinden Türk-Hollandalı Çetin Gören ve "Bolle Jos" ("Tombul Jos") olarak bilinen Hollandalı firari Joseph Johannes Leijdekkers ile bağlantılı bir filoya ait olduğunu ortaya çıkardı.
Geçen yıl, Akdeniz’de kokain kaçakçılığında Türk mafya figürlerinin artan rolünü haberleştirmiş ve organize suç gruplarının Karayipler’den Avrupa’ya kargo gemileriyle eşi benzeri görülmemiş miktarlarda kokain taşımak için nasıl yeni yöntemler geliştirdiğini ortaya koymuştuk.
Ancak son bulgularımız, Hollanda ve Türkiye kökenli suç örgütleri arasında daha gelişmiş bir ittifaka işaret ediyor. Bu gruplar, “drop-off” olarak bilinen uyuşturucu paketlerini denize bırakma yöntemini adeta deniz üzerinde işleyen bir kurye sistemine dönüştürmüş durumda.
Drop-off yöntemiyle tonlarca kokain Avrupa’ya
Araştırmamız, Arconian gemisindeki 30 tonluk sevkiyatın münferit bir vaka olmadığını gösteriyor. Arconian, Akdeniz’de uyuşturucu kaçakçılığıyla ilişkilendirilen ve giderek daha büyük kokain sevkiyatlarında kullanılan bir dizi gemiden sadece biri.
Ortaya çıkan görüntü şöyle: Narkotik kaçakçıları, bir ila iki milyon avroya eski kargo gemileri satın alıyor. Bu gemiler daha sonra denetimin daha zayıf olduğu Karayipler’e yönlendiriliyor. Gemilere Surinam, Venezuela, Trinidad ve Tobago gibi aktarma noktalarında büyük miktarlarda Kolombiya kokaini yükleniyor. Ardından gemiler Batı Afrika’ya doğru yola çıkarılıyor. Yük burada çoğu zaman rüşvet alan yetkililerin göz yummasıyla geçici olarak depolanıyor ve daha sonra başka gemilere aktarılıyor.
Bu gemiler daha sonra Avrupa’ya yöneliyor. Mürettebat, ulusal polis teşkilatlarının yetki alanı dışındaki uluslararası sularda kokain paketlerini denize bırakıyor. İspanya, İtalya ve Balkanlar’daki yerel mafya da bu aşamada yükü balıkçı tekneleriyle topluyor ve kıyıya çıkarıyor. Kokain buradan kısa sürede Avrupa geneline dağıtılıyor.
Kargo gemileri yükü boşalttıktan sonra çoğu zaman Libya’da Halife Hafter’in kontrolündeki Bingazi Limanı’na doğru yoluna devam ediyor. Kaynaklarımız, Hafter yönetiminin gemilerin güvenli bir şekilde yakıt ikmali yapmasına ücret karşılığı izin veriyor olabileceğini belirtti.
2020 civarında ortaya çıkan “drop-off” yöntemi, 2023’te zirveye ulaştıktan sonra bir süre gözden düşmüştü. Ancak 2026’nın ilk yarısından itibaren yeniden ve daha sık kullanılmaya başlandı. Avrupa rotalı dev sevkiyatların ele geçirilmesi de bunu kanıtlar nitelikte.
Temmuz 2023’te Sicilya açıklarında ele geçirilen Plutus adlı kargo gemisinde yaklaşık 5 ton kokain bulunmuştu. Bu yıl ocak ayında yakalanan United S.’de bu miktar 10 tona çıktı. Arconian’da ise 30 tonun üzerinde kokain ele geçirildi.
Asıl yeni olan, sevkiyatın ölçeği. Bu da kaçakçıların kokainin Güney Amerika’dan Akdeniz’e taşınma biçiminde küçük ama kritik değişikliklere gittiğini gösteriyor. Avrupa makamları bu yıl Akdeniz’e uzanan rotalarda şimdiden onlarca ton kokain ele geçirmiş olsa da Arconian vakası, kaçakçıların bu rota ve yönteme güvendiğine işaret ediyor. Aksi halde 30 ton kokaini tek seferde taşıma riskini almaları pek olası olmazdı.
Ayrıca, tek bir organize suç grubunun Kolombiyalı kartellerden bu miktarda kokaini tek başına finanse etmesi, hele de tamamını Avrupa’ya giden tek bir gemiye yükleme riskini alması pek mümkün görünmüyor. Kokainin toptan satış fiyatı son yıllarda düşmüş olsa da 30 tonluk mal yine de on milyonlarca avro ediyor. Bu tablo ve bulunan kanıtlar, birden fazla alıcının yer aldığı, sevkiyatların birleştirildiği ve Türk ve Hollandalı uyuşturucu kaçakçılığı şebekelerinin lojistiğini ortak yürüttüğü yeni bir ittifaka işaret ediyor.
Bu yeni sistem, Avrupa’nın hemen dışındaki limanlara daha küçük yükler taşınmasına dayanıyor. Böylece kaçakçılar, Atlantik’i tek seferde tonlarca kokainle geçme riskinden kaçınmış oluyor. Yükler bu limanlara ulaştığında ise daha güvenli koşullarda birleştirilip tek bir büyük sevkiyata dönüştürülebiliyor. Sierra Leone de artık bu iş için kullanılan yerlerden biri olarak öne çıkıyor. Böylece ülke, İtalyan ‘Ndrangheta gibi mafya grupları için uzun süredir güvenli alanlar olarak görülen Gine-Bissau ve Fildişi Sahili’nin yanına eklenmiş oluyor.
Sierra Leone’nin bir aktarma noktası hâline gelmesi tesadüf olmayabilir. Ülkenin en yeni sakinlerinden biri, Hollanda’nın en çok aranan uyuşturucu kaçakçısı, firari Joseph Johannes Leijdekkers.
Uyuşturucu filosu izinde
Akdeniz’deki kokain ticaretinin arkasındaki kişi ve şirketleri incelediğimiz araştırmamız, bu sevkiyatların “Bolle Jos” (“Tombul Jos”) olarak bilinen Leijdekkers ve hüküm giymiş bir başka kaçakçı olan Çetin Gören’le olan olası bağlantılarını ortaya çıkardı.
Leijdekkers, Avrupa’daki üst düzey emniyet birimlerine göre kokain kaçakçılığındaki bu büyük ölçekli dönüşümün merkezindeki isimlerden biri. Kaçakçılık ve cinayet suçlarından 2024’te Hollanda’da hüküm giyen Leijdekkers, uzun süredir Interpol tarafından aranıyor. Aynı yıl Türkiye’den önce Dubai’ye, sonra Sierra Leone’ye kaçan Leijdekkers, burada özgürce hareket etmesine izin veren hükûmetle yakın ilişkiler geliştirmiş durumda. İspanya’da organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığı haberleri yapan Narcodiario ve diğer medya kuruluşlarına göre Leijdekkers, şimdilerde Ömer Şerif adını kullanıyor. İddialara göre Sierra Leone Devlet Başkanı Julius Maada Wonie Bio’nun kızıyla evli ve kısa süre önce de bir çocukları oldu.
Sierra Leone'de görüntülenen Leijdekkers
Çetin Gören
Çetin Gören ise hakkında birçok ülkede soruşturma yürütülmüş, 56 yaşında Türk-Hollandalı bir uyuşturucu kaçakçısı. Diğer ülkelerde hüküm giymiş olsa da Türkiye’de henüz en üst düzey figürlerden biri olarak görülmüyor. Ancak Hollandalı polis kaynakları, Gören’in “drop-off” yöntemini kullanarak büyük kokain sevkiyatları organize edebilecek bağlantılar geliştirdiğini söylüyor.
Ocak ayında İstanbul’da tutuklanmasının ardından polis, Gören’in telefonundan bebeğine masal anlattığı bir video buldu. Videoda Gören şunları söylüyordu: “Gemilerimiz Kolombiya’ya gidiyor. Oraya vardıklarında karteller paketleri alıp gemilere koyacak. Biz de bunları alıp suda teslim edeceğiz. Balıklar gelip paketleri alacak, karaya getirecek. Engin, Metin gibi kişiler onları alıp evlere dağıtacak. Sonra baban parasını alacak.”
Arconian’ın da aralarında bulunduğu ve kaçakçılık filosunu oluşturduğundan şüphelenen kargo gemilerini birbiriyle ilişkilendiren yapı, Almanya merkezli Tunaryan Schifffahrts GmbH & Co KG adlı şirket. Şirket, Danimarka sınırındaki küçük denizcilik şehri Flensburg’da kayıtlı.
Tunaryan’ın başındaki isim, Türkiye kökenli, Almanya doğumlu kaptan H. A. Kendisinin Flensburg’da birçok şirketi bulunuyor. Aile ve şirket kayıtları, H.A’nın Gaziantep’le güçlü bağları olduğunu gösteriyor. Filodaki gemilere teknik hizmet sağlayan Nisa Denizcilik de Gaziantep’te. Yönetim kadrosunda H.A ile birlikte başka aile bireyleri de bulunuyor.
Kamuya açık kaynaklar, Tunaryan’ın Arconian, Azra C, White Eagle ve White Labeille isimli dört geminin ticari işletmecisi olduğunu gösteriyor. Bu gemiler, Marshall Adaları ve Karayipler’deki Antigua ve Barbuda’da sahiplik yapısı şeffaf olmayan şirketlere ait gözüküyor. Kaptan H.A., e-posta yoluyla bize verdiği yanıtta bu offshore şirketlerin ve gemilerin eski yasal sahibi olduğunu; gemiler kokain kaçakçılığı dosyalarıyla ilişkilendirilmeden önce hepsini sattığını söyledi.
Tunaryan’ın ya da H.A.’nın uyuşturucu kaçakçılığına karıştığına veya gemilerin kaçakçılıkta kullanılmak üzere satın alındığını bildiğine dair herhangi bir kanıt yok. H.A., satışların “avukatlarımızın müşteri tanıma sürecinin (KYC) ardından, uluslararası alanda tanınan brokerler üzerinden” yapıldığını söyledi. Bazı satışların üzerinden dört yıla yakın süre geçtiğini belirten H.A, yeni sahiplerin kim olduğunu ise bilmiyor.
Araştırmamız bu gemilerden üçünün doğrudan uyuşturucu operasyonlarıyla bağlantılı olduğunu, dördüncüsünün ise kaçakçılıkla ilişkilendirildiğini ortaya çıkardı.
Şubat 2026’da, Arconian’ın Akdeniz’e doğru yola çıkmasından iki ay önce, gemi Freetown adresli Serenity Shipping SL Ltd tarafından satın alındı. Bir diğer gemi White Eagle da yine Sierra Leone’de kayıtlı Imperial Shipping SL Ltd adlı bir şirkete ait. Sierra Leone’den kaçan muhalefet lideri Mohammed Mansaray, Hollanda gazetesi AD’ye Leijdekkers’in White Eagle’ın da sahibi olduğunu söyledi. Görüştüğümüz polis kaynakları da bu iddiayı doğruladı.
Dört gemi, aynı sistem
Teknik bir arıza yaşayan White Eagle gemisi Fas’taki Nador Limanı’nda bir yıldan uzun süredir bekletiliyor. Gemi, çoğunluğu Filipinli bir mürettebatla Sierra Leone’den yola çıkmış ve Fas sularına yaklaşırken transponderini kapatmıştı.
Konuştuğumuz bir polis kaynağı bunu doğruluyor: “Gemiyi Bolle Jos’a ait olduğu için takip ediyorduk. Uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığından şüphelenmiştik”. O dönemde medyada çıkan bazı haberlerde Fas donanmasının da uyuşturucu kaçakçılığından şüphelendiği için gemiyi durdurduğu yazılmıştı. Fas makamları gemide arama yapılıp yapılmadığına dair bir açıklama yapmadı.
Tunaryan’ın eski filosundaki bir başka gemi olan Azra C ise Leijdekkers ve Çetin Gören’e atfedilen operasyonlar arasında olası bir bağlantı sunuyor. O dönemde Breadbox Marlin adıyla seyreden kargo gemisi, Gaziantep’teki Nisa Denizcilik tarafından işletiliyor ve geminin sahibi ise yine H.A’ya ait offshore şirketi EFE Shipping Co Ltd olarak görünüyordu.
Bu yıl ocak ayında İspanyol polisi United S’te 10 ton kokain ele geçirince, Türk makamları aralarında Çetin Gören’in de bulunduğu on kişiyi uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı ve örgüt kurma şüphesiyle tutukladı. Türkiye’deki soruşturma kapsamında sorgulanan şüpheliler United S’nin Azra C ile takas edildiğini söyledi. Soruşturmada United S’in motor arızası yaşadığını ve sevkiyat için yerine Azra C’nin devreye sokulduğu değerlendiriliyor. Polis, United S operasyonunun arkasındaki ismin Çetin Gören olduğunu öne sürüyor. Gören ise bu gemilerle ilişkisini ve iddia edilen kaçakçılık operasyonunda herhangi bir rolü olduğunu reddediyor.
10 ton kokain taşıyan United S, ocak ayında Kanarya Adaları açıklarında yakalanmıştı
Soruşturma sebebiyle Azra C isimli gemi aylardır Zeytinburnu açıklarında bekliyor. Gemide mahsur kalan mürettebat, aylardır yetkililerden yardım istemesinin ardından ancak dün karaya çıkarıldı.
Kimi kaynaklar United S’nin kokaini Surinam açıklarında yüklediğini belirtirken, başka kaynaklar yükleme noktasının Brezilya olduğunu söylüyor. Araştırmamız, kaptanın AIS sistemini kapatıp gemiyi izlenemez hâle getirmesinden önce United S’nin birkaç gün boyunca Brezilya kıyıları açıklarında beklediğini gösteriyor. Gemi takip sistemini yedi gün sonra tekrar açtığında Brezilya’nın Belém şehri yakınlarında gözüküyor. Daha sonra Batı Afrika’ya doğru yola çıkan gemi uluslararası sularda takip sistemini kapatarak karanlığa karışıyor.
Bu United S’in ilk vakası değil. IrpiMedia 2016’da, o dönemde Moon Light adını taşıyan geminin 18 ton esrarla yakalandığını haberleştirmişti. Gemi, Suriyeli uyuşturucu kaçakçılarının Avrupa’ya esrar taşımak için kullandığı eski kargo gemilerinden oluşan ve Esad rejimiyle bağlantılı bir filonun parçasıydı. Aradan on yılı aşkın süre geçtikten sonra aynı gemi, bu kez kokain taşımak için kullanılmış görünüyor.
Tunaryan şirketinin daha önce işlettiği gemilerden White Labeille de 2019’da Yeşil Burun Adaları’nda 9,5 ton kokainle yakalandı. Polis artık Leijdekkers ile Çetin Gören’in birlikte çalıştığına inanıyor. Suç dünyasına yakın bir kaynak, “Bolle Jos ve Çetin Gören, İspanya’ya giden daha önceki 10 bin kiloluk uyuşturucu sevkiyatında ortaktı” şeklinde konuştu.
Tombul Jos ve 500 milyon dolarlık adam
Çetin Gören, Hollanda’da sabıkası 1999’a kadar uzanan tanınmış bir suç figürü. O tarihten bu yana Brezilya, Peru, İtalya, Türkiye ve Belçika’da hakkında soruşturmalar yürütüldü; bazı dosyalarda sanık oldu, bazılarında hüküm giydi. Brezilya’da iki ayrı soruşturmaya konu edildi ve 2010’da uluslararası uyuşturucu kaçakçılığından mahkûm edildi. Geçici tahliye edildikten sonra ise ülkeden kaçtı.
Gören’in adı 2014’te Belçika’daki Anvers Limanı’na sokulan sekiz tonluk kokain sevkiyatına da karıştı. Bu dosya nedeniyle kendisine “500 milyon dolarlık adam” lakabı takıldı. 2016’da Hollanda’da 12 yıl hapis cezasına çarptırılsa da, elektronik kelepçesini kesip Türkiye’ye kaçtı.
Daha sonra Türkiye’de, 2020’de ülkenin “en büyük uyuşturucu kaçakçılığı soruşturması” olarak anılan Bataklık Operasyonu kapsamında tutuklandı. Hakkında silahlı suç örgütü kurmak da dahil 60’tan fazla suçlama yöneltildi; onlarca yıl hapsi istendi. Ancak sonunda delil yetersizliğinden beraat etti.
Bataklık Operasyonu’nda tutuklanan isimlerden biri de Mehmet Murat Buldanlıoğlu’ydu. Buldanlıoğlu, ayrı bir dosyada 75 milyon avro değerinde kokain kaçakçılığı suçlamasıyla Fransa tarafından aranıyordu. Ocak ayında United S soruşturmasında tutuklanmasının ardından, United S ile Azra C takasında kullanılmak üzere Honduras’ta Capo Maritime Co. SA adlı şirketi kurduğunu kabul etti. Polis bu konuyu Gören’e sorduğunda ise Gören, kimseye şirket kurma talimatı vermediğini söyledi.
Gören’in avukatları bize, müvekkillerinin “kendisine yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini” ancak sorularımıza ayrıntılı yanıt verebilmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Türk suç figürlerinin Akdeniz’deki kokain “drop-off” operasyonlarında rolü son yıllarda artıyor. Türkiye’nin Escobar’ı olarak bilinen Urfi Çetinkaya’nın 2024’teki ölümünün ardından, onun mirası üzerine yeni isimlerin yükseldiği görülüyor. Bu isimler arasında, Çetinkaya’nın eski adamlarından ve hâlen firari olan Y.D. de var.
Gören’le bağlantılı isimler ya da Çetinkaya sonrası öne çıkan gruplarla Leijdekkers arasında doğrudan somut bir delil yok. Ancak bu ağlar, gemiler ve Tunaryan bağlantısının ötesinde başka noktalarda da kesişiyor. Çetinkaya ve ekibinin mahkûmiyetine yol açan iddianame, grubun “Don Vito” lakaplı kaçakçı Abdullah Alp Üstün’le temas hâlinde olduğunu belirtiyordu. Üstün’ün eşi ile Leijdekkers’in eşi kardeş; bu da iki ismi kayınbirader yapıyor. İkilinin Sierra Leone’de birlikte zaman geçirdiği de haberlerde yer aldı. Üstün, geçtiğimiz yıl hapis cezasını çekmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri’nden Türkiye’ye iade edildi.
Arconian’ın ele geçirilmesinin ardından Hollanda makamları, Leijdekkers’in kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers hakkında kırmızı bülten çıkardı. Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT, Wilhelmus’u geçtiğimiz mayıs ayında İstanbul Pendik’te yakaladı. Hollanda’ya iade edilen Wilhelmus, kokain gelirlerini aklamakla suçlanıyor.
Jos Leijdekkers’in avukatı Guy Weski, medya partnerimiz RTL Nieuws’un sorularına yanıt vermedi. Ancak Leijdekkers’e yöneltilen suçlamaların yalnızca söylentilere dayandığını yineledi. Weski, “Afrika kıtasında ya da Afrika sularında işlenen her suçun müvekkilimle ilişkilendirilmeye başlandığı izlenimi doğuyor” dedi.
Hollanda, Leijdekkers’in iadesi için Sierra Leone hükûmetine defalarca başvurdu. Ancak bu taleplerin hiçbirine yanıt verilmedi.